Maria Puder ölmedi.

Erkan Erkut Kasım 26, 2012 0
Maria Puder ölmedi.

Cümlelerinin arkasına gizlenmeyi bırakmalısın. Çünkü Kürk Mantolu Madonna’yı sevdim ben, daha ilk günden hayatımın merkezine yerleştirdim. Uyandığımda, evde, okulda, yolda… Her yerde aklımdan gitmiyorsun. Korkuyorum onardığın -eskiden tuzbuz olan- o sol yanımdaki beni inciteceğinden. Korkuyorum seni sevmekten, benim sevdiğim kadar sevemeyeceğinden korkuyorum. Sana geldiğimde seni bulamamaktan korkuyorum. Senden izin almayı bile düşündüm bunun için. İzin ver, hayatımı adayayım; izin ver, seni seveyim. İzin ver.

Seni sevebilir miyim Maria? Senin olabilir miyim? Elini tutabilir miyim? Yüreğimin kuyularında adını yankılatabilir miyim? Lütfen izin ver.

Gözlerine bakmama, o okyanusta boğulmama izin ver. Uzak ufuklara birlikte açılalım gözlerinde, gidilmemiş yerlere gidelim. Yeni kıtalar keşfedercesine heyecanlanalım birlikte. Dedim ya; “biz” olmak.. Kaçma benden, sözlerimden. Cümlelerinin arkasına bir masum kedi gibi gizlenmekten vazgeç, geçmişi orada bırak ve gel benimle.

İzin ver, ruhunun en güzel yerlerine tebessümümle dokunayım, izin ver üç nokta değil sonsuzluk işareti koyalım cümlelerin sonuna. İzin ver.

Gel de, değil ki bir şehri beyninden vurup gitmeyi, senin için dünyanın öbür ucuna gelmeyi göze alırım ben. Ağza alındıkça kirlenen o kıymetli şeye, aşka inandırırım seni.

Mucizelere inandırdın beni, tanrıyla barıştırdın. Adının harfleriyle adımı yazdırdın bana, nasıl inanmayım ki mucizelere? Mucizem sensin. O kadar bensin ki, o kadar senim ki. Bırak senin olayım. Canın olayım, canım ol. Sen benim canım ol ki, ölemeyeyim.

Cümlelerimin ucu açık değil bak; dedim ya, hep açık sözlüyümdür. Adını haykırdım cümlelerimde, hayallere daldım uzun yolculuklarda. Adınla aydınlandı günüm, gündüzüm. Bilmiyorsun ama her kahvaltıma eşlik ettin sen. Seni buldum, şimdi kaybetmek istemiyorum. “Oysa sabah sekizden farkım yok. Dokuz olabilirim, inanıyorum.” Yine söylüyorum “sonsuz” olabiliriz. Biz olabiliriz.

Artık çok daha netim. Diyorum ki, “al beni ne yaparsan yap.” Sana bıraktım kendimi, ister oyna, ister acımla beslen, ister sırf birkaç cümle yazabilmek için kullan beni, seninim artık. Zaten bu kadar senken, nasıl senin olmayayım. Gizlenme.

Masum bir papatya gibi kırların tam ortasında güzelliğini görmeme izin vermeyeceksin belki, sevmeyeceksin beni. Bir hevestim belki, belki de çoktan geçtim. Geçmesin istiyorum, geç olsun istemiyorum.

Biliyorum, karanlığım gecenin karanlığını zevale uğratıyor. Sessiz olma diyorum ama odamda bir hayaletsin, sessizliğini bile seviyorum. İnan bana, inan “biz”e. Arkasında duramayacağım cümleler kurmam ben, kaçmam. Sonlanmam anlıyormusun. Seninle sonsuz olurum belki.

İzin ver “biz”e. İzin ver Maria.

Maria Puder ölmedi.

Comments are closed.