Fındık Kabuğu

Fındık Kabuğu

Kasım 29, 2012 Kapalı Yazar: Erkan Erkut

İlla ki bir şeyler söylemek gerekirse; bence yalnızlık, susmaktır. Susunca, neden konuşmuyorsun diyen insanlara, omuzlarını kaldırıp, dudak bükerek bilmiyorum demektir. Aslında beni anlayamayacağınızı bildiğim için susuyorum diyememektir. Aslında gerçekten sormadığınız için susmaya devam etmektir.

Yalnızlık, yazmaktır. Yazdıkça büyümek, konuştukça küçülmektir. Yazdıkça kelimelerin kralı, konuştukça kelimelerin kölesi olmaktır. Konuşmak istediğinde iki kelimeyi bir araya getirememektir. İnsanların, bu yüzden size tuhaf gözlerle bakmasıdır. Yalnızlık, beklemektir. En’lerini, hiç’lerini paylaşacağın adamı ya da kadını beklemektir. Yeri geldiğinde onun seni mutlu edebilme ve ağlatabilme olasılığını düşünmektir. Hayallerin gerçek olsa bile, tek başına yaşamanın anlamsız olduğunu bilmektir. Yalnızlık, anlamsız bir duvara gözlerin dalmışken, onun üstünü istediğin gibi çizmek, boyamak, tekrar silmektir. Yalnızlık, müziktir, sinemadır. Başkasının sesinden ve yüzünden hayatını yeniden duymak ve izlemektir. Kendinden hiç olmadığın kadar nefret etmek, bazen de delicesine sevmektir. Ama asıl yalnızlık, aslında yalnızlık, her yerde, her anda, her hayalde, her gözyaşında, her sigara dumanında ömür boyu bizimle olacaktır.

Dünyanın en mutlu insanı olsanız da, bütün hayalleriniz gerçekleşse de, hayatınızın aşk’ını bulsanız da. İşte, bu yüzden yalnızlıktan kurtulamazsınız. Çünkü, en büyük gerçek olan ölüm, buram buram yalnızlık kokar, yalnızlıkla yoğrulmuştur. Bazen varlığını bir şeyler, bir hisler unutturabilir. Ama sevdiğin adam ya da kadın bırakıp gittiğinde, gitmek zorunda kaldığında, arkadaşların kazık attığında, en sevdiklerin öldüğünde, öyle ya da böyle, çıkıp gelecektir, müsait misin diye sormadan.

Yalnızlık, Mathilda’nın ta kendisidir. Yalnızlık, fındık kabuğu’nun ta kendisidir.