Bin Kuleler Şehri Prag…

Erkan Erkut Ekim 26, 2016 0

vltava

Kasvetli, eski ama bir o kadar güzel bir şehir Prag. Söylenen odur ki Hitler bile bombalamaya kıyamamış.

Prag eksi ve yeni şehir olarak ikiye ayrılmış durumda . Eski şehir bölgesi el değmeden korunmuş ve o mistik tarihi yapıyı hissedebileceğiniz bir şehir. Şehrde bulunan Petrin Kulesi şehre hakim bir tepeden güzel bir manzara sunuyor bizlere. Ayrıca 1000 kuleli kent de denilen şehirde gezerken karşımıza çıkan kulelerin güzelliklerine de diyebilecek bir şey bulunmuyor.

Prag senede bir kere taşmasının dışında harika bir nehir olan Vltava nehri üzerindeki köprüleriyle harika fotoğraflar çekebileceğiniz bir yer. Ünlü Charles Köprüsü’nden geçerek eski şehirin bulunduğu böyleye geçebilirsiniz.

Şehirde ilk gidilebilecek yerler arasında Petrin Kulesi bulunuyor. 300 basamaktan oluşan yorucu ama sonunda değer diyebileceğiniz kuleye ulaştıktan sonra, şehri kuşbakışı görüp fotoğraflar çekebileceksiniz.

Strahov Manastırı ve Strahov Kütüphanesi

Petrin Parkının hemen girişinde bulunan Strahov Manastır ve kütüphanesi de diğer güzellikler arasında Manastır bölgesinde St. Roch Kilisesi, Our Lady of Ascension Kilisesi, Strahov Resim Galerisi ve Strahov Kütüphanesi bulunuyor.

Yaklaşık 800 yıllık kütüphane iki barok salona sahiptir. Kütüphanede 130.000’in üzerinde eser bulunmakta ve bunlardan 2.500’ü 1500 yılından önce basılmış eserlerden ve 3.000’i el yazması eserlerden oluşmaktadır. Kütüphanedeki en eski kitap ise 9. Yüzyılda yazılmış olan Strahov İncilidir.

Yapı içerisinde iki kat yüksekliğinde, geçmişi 1780’e dayanan bir Felsefe Salonu bulunmakta ve bu salonun tüm tavanı Franz Maulbertsch tarafından yapılmış “İnsanlığın Ruhsak Gelişimi” isimli başarılı bir çalışmayla kaplanmış.

Hemen yanında ise Teoloji salonu bulunuyor (Tek kelime ile Mükemmel ve burada hayal kurmak serbest) .

İçerisinde hükümet binalarının da bulunduğu büyük bir yapı olan Prag Kalesi dünyanın en büyük antik kalesi olarak kabul ediliyor. Buraya dilerseniz Eski Şehir’den de geçen tramway ile gidebilirsiniz. Dilerseniz de Petrin Kulesinden yürüyerek de ulaşabilirsiniz.

Fransız Gotik mimarisinin zarif fakat baskın bir örneği olan St. Vitus Katedralinin çan kuleleri kale duvarlarının üzerinde yükselmektedir.

Saint Vitus Katedralinin merkezi olarak kabul edilen bu şapel, tanınmış azizin mezarına ev sahipliği yapıyor.

Kompleksin yanından devam ettiğinizde Franz Kafka’nın da yaşadığı Altın yola (Golden Lane) gidebilirsiniz.

Franz Kafka Müzesi

Müze labirent şeklinde gezi yolu ile size farklı bir deneyim sunuyor. Kafka’nın Romanlarını okuduysanız burada olmak sizi daha da mutlu edecektir.

Charles Köprüsü’nün gecesi de gündüzü de ayrı güzel . Hemen girişindeki kuleye mutlaka çıkın ve bu güzellikleri mutlaka fotoğraflayın.

Trafiğe kapalı olan köprünün üzerinde 30 farklı heykel bulunuyor. Biz Türkler için en ilginci yeniçeriye benzetilen heykel . Türklerin buraya gelip şehri istila etmesinden korkarak bu figürü çizmişler. Köprü şehrin en kalabalık yerlerinden biri.

Eski Şehir’in merkezinde, Prag’ın en görülesi ana meydanı olan Eski Şehir Meydanı bulunmaktadır. Burası şehrin en popüler ve görülecek yerlerinin bulunduğu Prag’ın en merkezi yeridir. Kalabalık restoranlar, publar ve mağazaların tamamı buradadır. Gün boyunca ve geceleri sokakları kalabalık turist grupları bulunuyor.  Arka sokakları da mutlaka keşfedin.

Astronomik Saat kulesi, Saat Ustası Hanus tarafından 15. yüzyılda yapılmış . Saat ; güneş , dünya ve ayın konumlarını gösteriyor.

Saat, çevresinde ise farklı anlamlar barındırıyor.

Saatin üst bölgesindeki karakterler insanda olmaması gereken kötü huyları, alttaki 4 karakter ise iyi huyları temsil eder.

Elinde ayna olan: Kendini beğenmiş, kibir sahibi olmayı

Elinde altın olan: Açgözlülüğü

İskelet: ölümü

Mandolin çalan: zevk ve sefahata düşkünlüğü sembolize eder.

Alttaki 4 karakter ise bilim, adalet, astronomi ve eğitime verilmesi gereken önemi anlatır.

Saat başlarında gerçekleşen bu görsel şöleni mutlaka seyredin. Zaten önünde kalabalıktan saatin geldiğini anlayacaksınız.  Hikayesi ve anlamlarıyla birlikte görüntüsü de çok etkileyici.

Slavia Kafe Prag’da Vltava kıyısında şatoyu karşıdan gören ünlü kafe. Ünü eski zamanda Rilke, Kafka, Kundera, Nezval, Holan gibi Çek yazınının önde gelenlerine ev sahipliği yapmasından gelmekte, edebiyatçıların kahvesi diye de anılmaktadır. Nazım da Prag günlerinde sık uğramıştır. Masalarında bulunan kare şeklindeki kağıtta Slavia’da oturmuş, yazan bir yazar resmedilmektedir. yağmur parmaklı Prag’ın görülmezse olmazlarındandır..

Dans eden evler; Burası tamamen modern mimarinin örneklerinden biri ve görsel olarak ilginç bir görüntüsü var. Ayrıca bina mimarlık ofisi olarak kullanılıyor. İçeri girmenize gerek yok karşısından resmini çekebilirsiniz.

Prag Ulusal müzesi de Prag’a gittiğinizde gezmeniz gereken yerlerden biri.

Prag geceleri de gündüzleri kadar hareketli ve çeşitli, kendinize uygun güzel vakit geçireceğiniz mekanlar mutlaka bulacaksınız.

İlginiz varsa ve değişik bir şeyler yapmak isterseniz Orta Çağ gösterilerine katılabilirsiniz. Burada sanki orta çağda geçen bir film setinin içerisine düşmüş hissine kapılıyorsunuz.

Çek Cumhuriyetinin Para birimi Koruna . 10 Koruna yaklaşık 1 TL’ye denk geliyor. Şehirde yaşam genel olarak ucuz. Ancak ulaşımda taksi tercih ederseniz biraz pahalı olabilir.

Mutlaka yapın:

  • Nazım Hikmet’in sıklıkla gittiği Slavia Kafe’de oturup bir kahve için
  • Akşam üzeri Petrin Kulesine çıkıp şehri en tepeden izleyin
  • Charles Köprüsünde fotoğraf çekin
  • Astronomik saatin saat başı gerçekleşen gösteriyi izleyin
  • Kampa parkta keyfinize bakın

Comments are closed.